nedir

Nedir

nedir ? - ne demek ? - anlamı nedir ? - ne zaman ? - nasıl ? - niçin ? - nerde ? - ne demektir ? - neden ? - ne denir ? - kim ? - tanımı ? tarihi ? - Sözlük

oliver twist

oliver twist (c.dickens)
oliver twist, londra yakınlarındaki yoksullar evinde dünyaya gelir. çok zor şartlar altında yoksulluk içinde yaşar. bir gün kimsesiz çocuklara hırsızlık yaptıran bir sokak çetesinin eline düşer. oliver’i şimdi tehlikelerle dolu yeni bir hayat beklemektedir.

olimpos

olimpos yunan mitolojisinde tanrıların yaşadığı dağdır. thessalai’da olduğu yazılmaktadır. orada tanrıların hephaistos tarafından yapılmış sarayları var. olimpos tanrıları - zeus, onun karısı ve kız kardeşi hera, kızı athena; zeus ve hera’nın oğulları ares ve hephaistos; zeus ve leto’nun evlatları apollon ve artemis; zeus ve dione’nin kızları afrodit; zeus ile maia’nın oğulları hermes; zeus’un kız kardeşi hestia’dır. son olarak demeter ve hebe.

ve yine olimpos; antalya’da antik bir şehirdir.

antik likya’nın en önemli liman kentlerinden olan olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m’lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, caretta caretta’ları khimaira’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.

kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, m.ö. 168-78 yıllarında basılan likya konfederasyon sikkelerinde adı geçmektedir. iktisadi bir birlik olan likya konfederasyonu konseyinde, olympos’un üç oy hakklı olduğu bilinmektedir.

tarihçilere göre, m.ö. 80 yılında zenniketes isimli kilikyalı bir korsan tarafından ele geçirilen kent, 78 yılında romalılar tarafından alınmıştır.

haçlı seferleri sırasında venedik, ceneviz ve rodos şövalyelerinin istilasına uğrayan olympos, 15. yy’da fatih sultan mehmet döneminde osmanlı imparatorluğuna katılmıştır. orta çağdan sonra yakın zamana kadar türk yerleşimin olmadığı kent sadece göçerler tarafından kışlak olarak kullanılmış.
tamamı arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altında olan olympos, denize açılan ve ortasından akçay deresinin aktığı bir vadi içine kurulu. su kanalları, surlar, lahit mezarlar gibi kente aity pek çok kalıntı görülebilir. antik çağlarda nehir kenarlarına yapılan duvarlarla kanal haline getirilen nehirden gemiler de geçebilmekteydi. ören yeri girişinden antik kentin kalıntıları arasında yaklaşık 1,5 km yürüyerek olympos sahiline ulaşılır.

olimpiyat

olimpiyat oyunları: dört yılda bir yapılan spor organizasyonudur. olimpiyat oyunlarına tüm yunan siteleri çağrılır çatışmalar askıya alınır, mahkumlar idam edilmezmiş. venüs gezegeni her dört yılda bir ekliptik semada beş köşeli mükemmel bir yıldız çizmektedir. eski yunan’da, venüs’ün büyüsüne övgü olsun diye bu dört yıllık süreç olimpiyat oyunları düzenlenirken kullanılmıştır. günümüzde yapılan olimpiyat oyunları hala venüs’ün devrelerini takip etmektedirler.
antik şekli eski yunan’da yapılan oyunlar fransız soylusu pierre fredy, baron de coubertin tarafından 19. yüzyıl’ın sonlarında modernize edilmiştir. oyunları’nın yaz sporlarını içeren ve daha iyi bilineni olan yaz olimpiyatları, 1896′dan beri dünya savaşları istisnaları hariç her dört yılda bir yapılagelmiştir. kış oyunları ise 1924′te yapılmaya başlanmıştır ve 1994′ten beri yaz oyunlarının yapıldığı yıllardan iki sene sonra yapılmaktadır.

oligarşi

oligarşi : devlet gücünün belli bir gruba ait olması.

olgu

olgu:
gerçekleşmiş olan her şey… olam ve olay birer olgu’dur. olgu deyimi bu iki yakın anlamlı deyimden daha geniş kapsamlıdır ve ikisini de içerir. olam zaman ve yer özellikleriyle ele alınan olgu, olay zaman ve yer özelliklerinden sıyrılmış olgudur. olmuş olan her şey olgu’dur; bundan ötürü de olgu deyimi olası, olanaklı ve düşünsel, tasarımsal deyimleriyle karşıt anlamlıdır. çünkü bu deyimler henüz gerçekleşmemiş olanı dile getirirler; gerçekleşmeleri muhtemeldir, mümkündür ya da gerçekleştirilmeleri düşünülmektedir, tasarımlanmaktadır ama henüz olmamış’lardır ve bundan ötürü de olgu değillerdir. cladue bernard “deneyimsel düşünceye yol gösterecek ve aynı zamanda onu denetleyecek tek gerçek olgulardır” der. olay deneyim konusu olan olgu’ dur, ama onun deneyimini olgu denetler; çünkü olgu betimleyici ve somut, olay’sa çözümsel ve soyuttur. olay deney konusu, olgu ise deney sonucudur. örneğin savaş, gerçekleşmiş olarak olgu , soyut olarak olay , belli bir yer ve zamanda geçmiş olarak olam’dır. auguste comte ve olgucu izleyicileri (pozitivistler) bizim algı dediğimize olgu derler. onlara göre sadece duyumlarımız ve algılarımız dolaysız verilerdir, bunları incelemekle yetinmemiz gerekir. kierkegaard ve varoluşçu izleyicilerine (egzistansiyalistler) göre insan anlaşılamayan ve hiçbir açıklanması bulunmayan bir salt olgu’dur. ve kendisine yabancı bir dünya içine atılmıştır. mantık açısından da bilim, olgulardan önermeler çıkarır ve bu önermeleri olgularla tanıtlar. bir olguyu açıklamak demek, onu başka olgulara indirgemek demektir. ne var ki açıklanamayan, eş deyişle başka olgulara indirgenemeyen olgular da vardır. örneğin herhangi bir şeyin varlığı, böylesine bir olgudur. kızgın bir sobaya elinizi dokundurduğunuzda elinizin yandığından şüphe edemezsiniz, bunlar kesin olarak verilmiş olgulardır. doğa bilimleri ve genellikle bilim sadece olguları açıklamakla yetinmez, onları en yalın bir biçimde açıklamaya çalışır. bilim olguları sadece yasalara bağlamaya değil en yakın yasalara bağlamaya çalışır. olgular, deneyin sağladığı gerçek verilerdir. deneyimsel yöntemde olgulara dayanılır ve deneyimler ancak olgulara başvurularak denetlenebilir.